Uyku Apnesi

Fizyolojik Bir İhtiyaç: Uyku

Uyku, hepimiz için son derece önemli olan fizyolojik bir süreç ve bizler uykunun önemini yeterince uyuyamadığımızda anlarız.
Uykunun, yalnızca işimiz ve verimimiz üzerinde değil, sosyal yaşamımızla duygusal sağlığımız üzerinde de etkileri vardır.
Uyku eksikliğine bağlı kişisel kazaların yanı sıra, meslek hayatımızda bizi endişelendiren, “yönetsel” karar verme yeteneğimiz üzerindeki etkileri de iyi bilinmektedir.

Her Canlı İçin Uyku

Düzenli bir uyku olmadan hayatta kalmamız mümkün değildir.
Tüm canlıların belirli bir uyku döngüsüne ihtiyacı vardır. Böceklerin bile sirkadiyen (24 saatlik) bir etkinlik ve durgunluk döngüsüne sahip oldukları bilinmektedir.
Uykumuz genel anlamda REM uykusu ve Non-REM uykusu şeklinde ikiye ayrılır.

Uyku Evreleri

REM (Rapid Eye Movements: Hızlı Göz Hareketleri) uykusu, uyanıklık durumuna benzeyen yüksek frekanslı EMG dalgaları ile karakterizedir. Bu dönemde kas tonusunda azalmayla birlikte hızlı anlık göz hareketleri mevcuttur.
REM uykusu önemli miktarda rüya içerir ve bu dönemde görülen kas zayıflığı bizi gördüğümüz rüyayla ilgili hareketleri dışa vurmaktan alıkoyar.
Non-REM uyku, Evre 1-2-3-4 dönemleri şeklindedir. Uyanıklık durumundan Evre 1 non-REM uykuya geçişte beyin dalgaları sıklığı azalır. Bu durum Evre 4’e doğru artarak devam eder.
Evre 3 ve 4; yavaş dalga uykusu (SWS: Slow Wave Sleep) olarak da bilinir.

Uyku Düzeni

Uykunun dönemler halinde ilerlemesi önemlidir. Bu döngüler sayesinde vücudumuz dinlenir ve dokular kendisini yeniler.
Vücudumuzdaki tüm organların bu döngüye ihtiyacı vardır. Zira geceleyin kalp atım sayımız ve solunum hızımız düşer.
İşte bu dengeyi sağlayan düzenek Otonom Sinir Sistemi’dir.

Otonom Sinir Sistemi

Otonom Sinir Sistemi, adından da anlaşılacağı üzere bağımsız çalışır. Bu sistemin iki bileşeni vardır: Sempatik ve Parasempatik Sistem.


Sempatik sistem, kalp hızını ve nefes alımını arttırır. Gün içinde aktif olup sindirimi yavaşlatır.
Parasempatik sistem kalp hızını ve nefesi yavaşlatırken sindirimi hızlandırır, gece uyku halindeyken aktiftir.
Bu işleyişin düzenli bir şekilde idamesi için gece / gündüz döngüsünün sağlıklı bir şekilde yaşanması gerekir.
Ancak, rahat bir şekilde uyuyamıyorsanız bu döngü bozulur. Uykunuz bölündüğünde, geceleyin dinlenmesi gereken sempatik sinir sistemi dinlenemez ve gece de aktif kalır.
Sonuçta dinlenmesi gereken sistem dinlenemiyorsa önce büyüyerek kapasitesini arttırır, kapasitesini aşan bir yüklenme olursa da iflas eder.

Uyku Apnesi & Otonom Sinir Sistemi

Uykuda horlayan, nefesi kesilen (uyku apnesi olan) bireylerde vücut ve geceleyin dinlenmesi gereken sempatik sinir sistemi dinlenemez.
Bu nedenle de kalp, akciğer ve solunum yolları daha fazla çalışır. Birey uyandığında yorgun ve ter bezleri yoğun çalıştığı için yastığı terlemiş olur.

Uyku Apnesinin Önemi

Uykuda solunumun durması ciddi bir rahatsızlıktır.
Bu rahatsızlığa uyku apnesi veya tıkayıcı uyku apnesi (obstructive sleep apnea: OSA ) adı verilmektedir.
OSA varlığında solunum uykuyu etkileyecek şekilde uzun süre durur ve yeniden başlar. Bu durum uyku süresince tekrarlanır.
Solunumun durması ile geçici olarak kandaki oksijen düzeyi azalır, karbondioksit düzeyi yükselir.
Uykuda solunum durması yaşayan kişiler gün içerisinde uykulu olur.
Uyuduklarında horlama, solunum güçlüğü, tıkanma, solunumda duraklama ve gürültülü soluma ile birden uyanma gibi belirtiler gözlenir.

Uyku Apnesinin Organlar Üzerine Etkisi

Uyku apnesinde kalp kası duvarları genişlemeye başlar. Akciğer basınçları yükselir (pulmoner tansiyon), kalp ve akciğer yetmezliği oluşur.

Kalp Yetmezliği
Uyku apnesi, uzun vadede yaşam kalitesini düşüren ve ölümcül noktaya kadar ilerleyebilen bir hastalıktır.

Uyku Apnesi Tipleri

Uykuda solunum durması rahatsızlığının üç tipi vardır: Tıkayıcı, merkezi ve karışık tipler.
Tıkayıcı OSA: Bu tipte burun, damak ve gırtlak yapısından kaynaklı anatomik problemler söz konusudur.
Merkezi OSA: Beyin veya uçlardaki sinir hasarı ve sinir iletim kusurlarından kaynaklanan nedenler söz konusudur.
Karışık OSA: Hem merkezi hem de tıkayıcı faktörlerin bulunması sonucunda karışık tipte uykuda solunum durması ortaya çıkar. Bu tip genellikle tıkayıcı tip gibi başlar, tedavisi de tıkayıcı tip gibi yapılır.

Tıkayıcı Tipte Uyku Apnesi

Tıkayıcı tipte uykuda solunum durması en sık rastlanan tiptir.
Boğazın ya da üst solunum yolunun uyku sırasında tekrarlanan şekilde kapanması sonucunda solunumun durduğu dönemler gözlenir.
Her bir dönemde solunum 10 saniyeden daha uzun süre durur.
Bir saatte solunum durması yaşanan 5-30 dönem gözlenebilir.
Erkeklerde ve yaşlılarda daha sık görülür.
Kadınlarda fazla kilo varlığında ve menopoz sonrası dönemde risk artar.
Ailede uykuda solunum durması öyküsü olması önemlidir.
Bazı ailelerde sık rastlanan boğazın dar, boynun kalın, başın yuvarlak olması şeklindeki özellikler uykuda solunumun durması riskini artırır.
Eğer burnunuzdan nefes almakta zorlanıyorsanız (yapısal bir nedene ya da alerjiye bağlı olabilir), tıkayıcı tipte uyku apnesi görülme olasılığı artar.
Obez bireylerde tıkayıcı tipte uykuda solunum durması riski 4 kat artmıştır. Obezite, yaşlanma ve diğer bazı faktörlerin de etkisiyle üst hava yolunun daralmasına yol açabilir.
Tiroid bezinin yeterince çalışmaması, büyüme hormonunun fazlalığına bağlı değişiklikler de uykuda solunumun durmasına yol açabilir.
Alkolün aşırı tüketimi ve uyku veren ilaçlar da uyku apnesini kötüleştirebilir.
Sigara içenlerde tıkayıcı tipte uykuda solunum durması riski sigara içmeyenlere göre üç kat artar. Sigara bırakılırsa risk azalır.

Çocuklarda bademciklerin ya da geniz etinin büyümesi, dişlerle ilgili sorunlar (üst çene dişlerinin önde olması gibi) ya da bazı doğumsal kusurlar (alt çenenin normalden küçük olması gibi) tıkayıcı tipte uyku apnesine neden olabilir.

Merkezi Tipte Uyku Apnesi

Merkezi tipte uykuda solunum durması çok daha ender görülen bir tiptir. Beyinde solunumun kontrol edildiği beyin sapı bölgesinde bir sorun vardır.
Normalde beyin sapı kandaki karbondioksit düzeyi değişikliklerine karşı çok duyarlıdır. Karbondioksit yükseldiğinde beyin sapı solunum kaslarına sinyaller gönderir, solunum derinleşir ve hızlanır.
Merkezi tipte uyku apnesi olanlarda beyin sapı karbondioksit düzeyi ile ilgili değişikliklere daha az duyarlıdır. Bu nedenle bu bireyler daha yüzeysel ve daha yavaş solunum yapar.
Orta yaşlı ve yaşlı kişilerde merkezi tipte rahatsızlık riski de daha yüksektir.
Kalp yetmezliği ve inme geçirenlerde de merkezi tipte rahatsızlığa rastlanabilir.
Bazı etkili ağrı kesici ilaçlar, yüksek bölgelerde bulunmak, çok nadiren beyin tümörü merkezi tipte uykuda solunum durması rahatsızlığına neden olabilir.
Tıkayıcı tipin aksine merkezi tipin obezite ile ilgisi yoktur.

Uyku Apnesi Belirtileri

Uyku sırasında ortaya çıkan belirtiler genellikle eş, ya da aynı evi paylaşan bir birey tarafından fark edilir.
Tüm tiplerde, solunum normalden yavaş ve yüzeysel olabilir ya da aniden durabilir.
Solunumun durma süresi 1 dakikaya kadar çıkabilir, sonrasında yeniden başlar.
Tüm tiplerde, uyku sırasındaki rahatsızlıklar sonucunda gündüz vakti uykulu olma, yorgunluk, sinirlilik, sabah saatlerinde baş ağrısı, düşünce hızının yavaşlaması ve dikkati toplamakta güçlük çekme gibi belirtiler gözlenir.
Kandaki oksijen düzeyleri belirgin şekilde düşebilir, kan basıncı yükselebilir.
İleri düzeyde obez bireylerde obezite ile bağlantılı olarak akciğere hava girişi az, solunum yüzeysel olabilir.
Vücut yağının fazla olması nedeniyle göğsün hareketi engellenebilir, diyaframın altındaki yağ akciğerleri sıkıştırabilir.
Boğazın etrafındaki yağ üst hava yoluna bası yaparak hava girişini azaltabilir. Uyku sırasında solunumun durması da bu sorunlara eşlik edebilen bir rahatsızlıktır.
Tıkayıcı tipte en sık rastlanan belirti horlamadır. Merkezi tipte ise horlama belirgin değildir, solunum temposu düzensizdir ve duraklamalar görülür.
Gün içerisinde uykulu olma en çok dikkati çeken belirtidir.
Uykulu olma günlük işleri etkiler ve yaşam kalitesini azaltır, örneğin birey bir toplantı sırasında, televizyon izlerken, ya da ileri durumlarda otomobil kullanırken kırmızı ışıkta durduğunda uyuyakalabilir. İş kazaları görülebilir. Bellek zedelenebilir, cinsel istek azalabilir, uykulu ve sinirli olma nedeniyle insan ilişkileri bozulabilir.

Horlama

Horlama, birçok kişide solunum durması görülmeden de vardır.
Tıkayıcı tipte görülen horlama uykuyu bölme eğilimindedir, solunum güçlüğü, tıkanma, solunumda duraklama ve gürültülü soluma ile birden uyanma gibi diğer belirtiler de görülür.
Birey nefesi kesilerek ve korkuyla uyanabilir. Sabah olduğunda genellikle gece boyunca birçok kez uyandığının farkında değildir.
Şiddetli durumlarda gece boyunca tekrar eden yüksek sesli horlamalar ve gürültülü dönemler görülür, gün içerisinde ise uykulu olma ve istemsiz olarak kısa süreli uykuya dalma gözlenir. • Uyku apnesi olan yaşayan çocukların tamamına yakınında horlama yanı sıra huzursuz uyuma ve gece terlemesi de gözlenir.
Gündüz saatlerinde ağızdan soluk alıp verme, sabahları baş ağrısı ve dikkatini toplama ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilir.
Öğrenme güçlüğü, davranış sorunları, büyüme geriliği eşlik edebilir. Gündüz uykulu olma haline tıkayıcı tipte rahatsızlığı olan erişkinlere göre daha ender rastlanır.

Eşlik Eden Diğer Sorunlar

Metabolik sendrom: Tıkayıcı tipte uyku apnesi metabolik sendrom ile birlikte görülebilir. Metabolik sendrom içerisinde yer alan diğer rahatsızlıklar, insülin direnci veya diyabet, kilo fazlalığı ve bel çevresinde artış, yüksek tansiyon, kolesterol ve/veya trigliserit yüksekliğidir.
Karaciğer ile ilgili sorunlar: Uykuda solunum durması görülenlerde karaciğer işlevleri bozulabilir ve karaciğerde hasara rastlanabilir. Bu durum, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması kategorisinde ele alınmaktadır.
OSA ve Uzun Vadeli Sorunlar
Tıkayıcı tipte uyku apnesi uygun şekilde tedavi edilmezse kalp krizi, kalp ritminde bozulma, inme ve tansiyon yüksekliği riskleri artar.
Orta yaşlı bir erkekte saatte 30’dan daha fazla kez solunum durması görülüyorsa erken ölüm riski artmıştır.
Uykuda solunum durması rahatsızlığının tüm tiplerinde eğer uzun süren, şiddetli belirtiler ortaya çıkıyorsa kalp yetmezliği ve akciğerdeki damarlarda daralma riski artar.
Yetmezlik durumunda kalp vücuda yeterince kan pompalayamaz. Damarlar daraldığında ise, akciğerler vücuda yeterli oksijen sağlayamaz ve karbondioksiti vücuttan uzaklaştıramaz.

Uyku Apnesinde Tanı

Gündüz çok uykulu hisseden ve gece horlayan bireyler doktora başvurmalıdır.
Doktorunuz şikayetlerinizi ve muayene bulgularını değerlendirerek ileri tetkikler isteyebilir ya da sizi bu alanda çalışan özel merkezlere yönlendirebilir.
Uykuda solunum durmasını tespit etmeye yönelik bazı özel testler şunlardır:
Polisomnografi
Evde yapılan uyku testleri
KBB, Kardiyoloji ve Nöroloji Konsültasyonları

Polisomnografi

“Uyku testi” olarak da adlandırılır.
Polisomnografi testleri sıklıkla hastanelerin Göğüs Hastalıkları kliniklerince yapılmaktadır.
Bu testte, siz uyurken, bağlı olduğunuz cihazlar aracılığı ile kalp, akciğer, beyin aktiviteniz, solunum biçiminiz, kol, bacak hareketleriniz ve kan oksijen düzeyleriniz takip edilerek değerlendirilir.

 

Evde yapılan uyku testleri

Bazı durumlarda evde daha basit testler yapılabilir.
Bu testlerde kalp hızı, kan oksijen düzeyi, hava akımı ve solunum biçimi ölçülür.
Eğer uykuda solunum durması gerçekleşiyorsa solunumun durduğu dönemde oksijen düzeyi düşecek, daha sonra tekrar yükselecektir.
Yapılacak ölçümlerle sorunun derinliği ve nereden kaynaklandığı öğrenilmeye çalışılır.

Konsültasyonlar

Eğer tıkayıcı tipte rahatsızlığınız varsa, doktorunuz sizi öncelikle bir kulak-burun-boğaz uzmanına yönlendirebilir.
Bu sayede burun ve boğazınızda tıkanıklığa yol açan bir neden olup olmadığı tespit edilir.
Merkezi tip için ise altta yatan nedenleri ortaya koymak için hastanın kalp hastalıkları uzmanı (kardiyolog) ve sinir hastalıkları uzmanı (nörolog) tarafından değerlendirilmesi gereklidir.

Uyku Apnesi ile İlgili Uyarılar

Uykuda solunumun durması rahatsızlığı yaşayan bireyler, otomobil kullanma, ağır makinalar ile çalışma ya da uyunması halinde tehlikeli bir durumun ortaya çıkabileceği bir işle uğraşma konularında uyarılmalı ve riskler anlatılmalıdır.
Cerrahi bir girişim uygulanması gereken ve uykuda solunumun durması rahatsızlığı olan bireyler anestezi uzmanına böyle bir rahatsızlığı olduğunu söylemelidir.
Anestezi hava yolundaki daralmayı artırır, bazı ilaçlar ve uzun süreli yatmak da olumsuz etkileyebilir.

Uyku Apnesinde Tedavi

Uyku apnesi başlı başına bir hastalık değil, önemli bir sinyaldir ve kişinin havayolu direncinin yüksek olduğuna dair bir göstergedir.
Bunun anatomik, nörolojik ve metabolik nedenleri olabilir.
Hastaların büyük kısmında metabolik bir neden, özellikle de kilo fazlalığı söz konusudur.
Uyku apnesinde tedavi, sorunun kaynağına göre değişir.
Tıkayıcı tipte uyku apnesi ile Merkezi tipte uyku apnesi tedavileri ayrı başlıklar halinde ele alınmalıdır.

Tıkayıcı tipte uyku apnesinde tedavi

Tedavi ile hayatın etkilenmemesi ve ciddi sorunların önlenmesi mümkün olabilir.
Kilo verme, sigarayı bırakma ve alkolü sınırlama faydalı olabilir. Özellikle yatmadan önce alkol ve uyku veren ilaçların alınmaması gerekir.
Kilo vermeyi sağlayan obezite ve metabolik cerrahi uygulamaları uyku apnesini hafifletmek ve belirtileri ortadan kaldırmak açısından faydalıdır.
Yan yatmak ya da yatağın baş kısmını yükseltmek horlamayı azaltabilir.
Sırt üstü yatmayı zorlaştırmak için sırta yapıştırılan özel cihazlar kullanılabilir.
Burundaki mikrobik iltihaplanma ve alerjiler tedavi edilmelidir.
Tiroit bezinin yetersiz çalışması ya da büyüme hormonunun fazlalığına bağlı sorunlar mevcut ise uygun şekilde tedavi edilmelidir.
Hafif ya da orta şiddetli olgularda ağız içine yerleştirilen ve yalnızca uyurken kullanılan bazı cihazlar dil ve çeneyi uygun bir pozisyona getirerek solunum yolunu açık tutar, uykuda solunum durması ve horlamayı azaltabilir.
Tıkayıcı tipte uyku apnesi olan bireyler eğer gündüz aşırı uykulu ise, maske ile uyumayı öğrenerek fayda görebilir.
Bu maske ile sürekli pozitif havayolu basıncı (CPAP) şeklinde uygulanır ve bu şekilde havayoluna hafifçe basınç yapılarak boğazın daha açık olması sağlanır.

Uyku Apnesi
Maskenin yüze uyduğundan emin olunması, bireyin maske ile uyumayı öğrenmesinin sağlanması ve bu yönde cesaret verilmesi için ilk iki hafta bir sağlık çalışanının yakın gözetimi altında uygulanmalıdır.
Gerekli durumlarda farklı tipte maskeler denenebilir.
Eğer bademciklerde büyüme ya da üst hava yolunu tıkayan belirgin bir yapı varsa cerrahi girişim uygulanmalıdır.
Üst hava yolunu tıkayan hastalıklar nedeniyle cerrahiye ihtiyaç duyan hastalarda bu işlem yapılmalıdır.

Merkezi Tipte Uyku Apnesinde Tedavi

Altta yatan neden tespit edilerek mümkünse tedavi edilmelidir.
Hastanın durumuna göre basınçlı olmayan oksijen verilmesi, sürekli pozitif havayolu basıncı (CPAP), bazı ilaçlar, diyaframa ilgili siniri uyaran bir cihazın yerleştirilmesi faydalı olabilir.

Kökene Yönelik Tedavi

Her ne kadar uyku apnesinde uyku maskeleri (CPAP) altın standart tedavi olarak lanse edilseler de, bu kökene yönelik bir tedavi değildir.
Zira CPAP cihazı, sadece gece boyunca hava yolunu açık tutmayı sağlar.
Şayet; kişinin bir hava yolu darlığı, obezite, sıvı fazlası ve başka hastalıktan kaynaklanan vücut kompartmanları arasında sürekli sıvı değişimi gibi bir sorunu varsa, sabah uyandığında bu sorunlar aynen devam ediyor olacaktır.
Kökene yönelik tedavi, uyku apnesine neden olan asıl sorunun ortadan kaldırılmasına odaklı bir uygulama olmalıdır.
Şayet hava yolunda bir tıkanıklık varsa, bunun cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesi gerekir.
Eğer kilo fazlalığı gibi bir sorun söz konusu ise, bu durumun uygun şekilde tedavi edilmesi ile uyku apnesi kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Uyku Apnesi ve Metabolik Cerrahi

Metabolik Cerrahi ameliyatları, adından da anlaşılacağı üzere; metabolik sendromun tüm bileşenlerinde azalma sağlar. Özellikle de efektif kilo kontrolü sağlanır ve hava yolunda biriken yağ ve sıvı fazlası büyük ölçüde azalır.
Bunun yanı sıra; hem sistemik dolaşımdaki, hem de akciğer dolaşımındaki iş yükü ve sıvı fazlası azalır.
Uyku maskesi kullanan bireylerin büyük bir çoğunluğu ameliyattan 4-6 hafta sonra cihaza gerek duymayacak ölçüde rahatlarlar.
Kalp kası, kalp ve akciğer damarlarındaki düzelmeler ise hastalığın derecesine bağlı olumlu değişimler gösterecektir.
Geri dönülmez aşamaya gelmemiş organ hasarlarında ameliyattan sonraki birkaç ay içinde belirgin düzelmeler olacaktır.